Sal10162018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DEĞİŞİMİ ANLAMAK
DEĞİŞİMİ ANLAMAK (2010)
Değişimi Anlamak (2010)

Değişimi Anlamak (2010) (23)

Salı, 14 Ekim 2014 14:33

YENİ UYGARLIK

Written by

Günümüzde ekonomide, teknolojide, demografide, siyasette, felsefede önemli değişiklikler yaşanıyor. Özellikle bilginin odak haline geldiği teknolojik devrim; insanlığı radikal bir değişime uğratıyor, hem de sanayi toplumundan çok ötesinde. Sanayi devrimi, nasıl sanayi toplumu ve ona uygun bir yönetim anlayışını ortaya çıkardıysa, şimdi de bilgi devrimi bilgi toplumunu ve ona uygun yönetim anlayışını yaratıyor.

Salı, 14 Ekim 2014 14:33

DEMOKRASİYİ PEKİŞTİRMEK

Written by

Türkiye'nin demokrasiye geçişi 1946 genel seçimleri ile başlar. Bunca zaman geçmesine karşın demokrasisi hala sorunludur ve ulaşmaya çalıştığımız ileri temsili demokrasilerin çok gerisindedir. Ergun Özbudun demokrasinin pekişmesini tanımlarken; çoğunluğun demokratik değerleri benimsemesini ya da demokratik kurumların meşruluğu ile serbest ve rekabetçi seçimlere yönelik bir tehdidin olmamasını, genel olarak, yeterli görür.

Küreselleşme demokrasi ve insan hakları gibi değerleri tüm dünyaya yayıyor. Bireylerin düşüncelerini denetlemeye çalışan siyasal rejimler bu süreçte zayıflıyorlar, meşruiyetlerini kaybediyorlar. Çünkü hem ulusal, hem de küresel düzeyde dile getirilen insan haklarına dayalı demokratik yönetim taleplerine  karşı koymak mümkün değil.

Çarşamba, 13 Ağustos 2014 12:03

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE ÖZGÜRLÜK

Written by

Özgürlük alanı; devletin bireylerle olan ilişkisi, devlet iktidarının sınırları, vatandaş hakları, devletin yükümlülükleri, demokrasinin işlerliği, hukukun üstünlüğü gibi alanlar hakkında fikir verir. Özgürlük alanının boyutları, toplumsal düzeni sağlamada demokrasiye verilen yer ana tartışma konularıdır. Siyasal sistem, sosyal yaşam ve kimlik tartışmaları bu süreçte öne çıkmaktadır.

Çarşamba, 13 Ağustos 2014 12:03

VATANDAŞLIK VE BİREYSELLEŞME

Written by

“Vatandaşlık”, Fransız İhtilali ile birlikte gelişmiş bir kavram olup, kırsaldan kent merkezlerine göçle doğrudan ilişkilidir. Çünkü, 18.yüzyılda, bireysel özgürlüklerin sergilendiği yerler feodal hiyerarşik yapıların yıkıldığı kent merkezleridir. “Vatandaşlık” kavramı, feodal ilişkilerin yerini kapitalist sözleşmeye bıraktığı süreçte temel belirleyicidir. Ancak günümüzün küreselleşen dünyasında, vatandaşlık kavramının yeniden gözden geçirildiğini ve ulus devletin dışında ele alınmaya başlandığını görüyoruz.

Çarşamba, 13 Ağustos 2014 12:02

SİYASAL AHLAKIN ÇÖKÜŞÜ

Written by

Siyasetçilerin yeterince dürüst, sorumlu olmadığına dair yaygın bir kanaat var. Kısacası ortada tartışılması gereken bir ahlak sorunundan söz edebiliriz. Bu ise; davranışları yönlendiren değerlerin, normların sorgulanmasını gerekli kılıyor. İlginç olan; siyasal ahlakın bozulduğu düşüncesi giderek taraftar bulurken, toplumun bu ahlaki erozyona tepkisinin azaldığı, dahası tepkisizleştiği görülüyor.

Çarşamba, 13 Ağustos 2014 12:01

TOPLUMSAL EŞİTLİK VE ADALET

Written by

Küreselleşme sürecinde rol ve görevlerin değişim geçirdiği bir süreçten geçiyoruz. “Yeniden yapılanma” olarak tanımlanan bu süreçte; devlet yapısındaki değişimin, toplumsal eşitliği ve adaleti nasıl etkileyeceği yoğun biçimde tartışılıyor. Günümüzde mekan ulusal olmaktan çıkmış, küresel boyut kazanmıştır. Ulus üstü kuruluşlar öne çıkmaktadır ve ulus devletlerin üstlendikleri rol, giderek “daha sınırlı” hale gelmektedir. Bu süreçte radikal değişimler söz konusudur, 70 yıllık devlet- toplum yapılanmaları yıkılmak ve yeniden yapılanmak durumundadır. David Harvey’ in ifadesiyle; “Küreselleşme sürecindeki zaman ve mekan sıkışması sürekli artmakta, ulus devletler aşınmakta, ekonomik faaliyetler ulus ötesi kuruluşların kontrolüne girmektedir. Hukuk alanında da faaliyetlerin, benzer biçimde ulus üstü kuruluşlara devredilmesi eğilimi söz konusudur.”

Çarşamba, 13 Ağustos 2014 12:00

YERELLEŞME YA DA YERİNDEN YÖNETİM

Written by

Hızla değişen dünyada;  “küreselleşme” ve “yerelleşme” aynı anda yaşanıyor, ülkeler siyasal ve ekonomik bütünleşmeye giderken yerel yönetimlerin önemi her geçen gün artıyor. Toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmeler; kurumları değişime, gelişime zorluyor, bu süreçte “iyileştirme” ve “yenileştirme” kavramları sıklıkla kullanılıyor. “Yerelleşme” ile merkezi yönetim sistemlerinin daha etkin, daha verimli hale getirilmesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor. Kamusal hizmetlerin daha etkili, daha hızlı ve daha ucuz olarak sunulabilmesi ise, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki görev ve yetki paylaşımının yeniden düzenlenmesini gerektiriyor.

Çarşamba, 13 Ağustos 2014 11:58

DÜNYADAKİ DÖNÜŞÜMÜN NERESİNDEYİZ?

Written by

Sanayi uygarlığı hüküm sürdüğü son 300 yılda dünyada radikal değişimler yarattı, şimdi ise yerini Alvin Toffler’ın “Üçüncü Dalga” diye tanımladığı yeni bir uygarlığa bırakıyor. Bu uygarlık sanayi toplumundan çok farklı ve yalnız ileri düzeyde sanayileşmiş toplumları değil, yarattığı küreselleşme süreci ile tüm dünyayı etkiliyor. Türkiye’nin hedefi olan “çağdaş uygarlık” bu bağlamda yeniden ele alınmak durumundadır. Çünkü günümüzde sanayileşme gerek üretim gerekse istihdam açısından önemini her geçen gün kaybetmektedir. Bilgi işlem teknolojileri hizmet sektörünün payını sürekli arttırmakta; bunun sonucu meslekler, sosyal örgütlenmeler, değerler değişime uğramaktadır. Bu süreçte geleneklerine bağlı Türkiye’nin iç dinamiklerinde bir kopuş yaşaması kaçınılmazdır, zaten yapısal değişimin sancılarını her alanda yaşıyoruz.

Sayfa 1 / 2