Pz05262019

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DEĞİŞİMİ ANLAMAK YERELLEŞME YA DA YERİNDEN YÖNETİM
Çarşamba, 13 Ağustos 2014 12:00

YERELLEŞME YA DA YERİNDEN YÖNETİM

Written by
Rate this item
(0 votes)

Hızla değişen dünyada;  “küreselleşme” ve “yerelleşme” aynı anda yaşanıyor, ülkeler siyasal ve ekonomik bütünleşmeye giderken yerel yönetimlerin önemi her geçen gün artıyor. Toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmeler; kurumları değişime, gelişime zorluyor, bu süreçte “iyileştirme” ve “yenileştirme” kavramları sıklıkla kullanılıyor. “Yerelleşme” ile merkezi yönetim sistemlerinin daha etkin, daha verimli hale getirilmesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi hedefleniyor. Kamusal hizmetlerin daha etkili, daha hızlı ve daha ucuz olarak sunulabilmesi ise, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki görev ve yetki paylaşımının yeniden düzenlenmesini gerektiriyor.

 

 

Sosyal bilimciler “yerelleşme” (desantralizasyon) kavramını merkezi yönetim yetki ve sorumluluklarını taşra birimlerine devretmek olarak kullanıyorlar. Bir başka deyişle; kamusal hizmetlere ait yetki ve sorumlulukların merkezi hükümetten alınarak; ona bağlı, ancak yarı özerk yapıdaki devlet kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine ya da özel sektöre devredilmesi anlamına geliyor. Yerelleşmenin ideolojik nedeni, merkezi hükümete duyulan güvensizlik, bireysel ve yerel sorumlulukların öne çıkarılmasına duyulan  ihtiyaçtır. Siyasal açıdan, yerelleşme “demokratikleşme” nin en önemli göstergelerinden birisidir. “Katılım” ile, halka ve onun temsilcilerine karar verme sürecinde daha fazla yetki verilmektir. Amaç, sorunu yerinde ve hızla çözmektir. Çünkü yerel yöneticiler, doğal olarak bölgesel sorunları ve yerel halkı merkezi yönetimlerden çok daha iyi bilirler, tanırlar. Yerelleşme; merkezi hükümetin yönetimsel ve mali yetki ve sorumluklarının da devrini gerektirir. Bu ise; anayasal, yasal düzenlemelerle mümkündür. Yetkinin her kademede bir alta devri anlamına gelen “Delegasyon” ile merkezi yönetim karar verme, sorumluluk verme yetkilerini yarı özerk organizasyonlara ya da kuruluşlara devretmiş olurlar. Ancak, bu tür yetki devrinden kaynaklanan sonuçlar, merkezi yönetimlerce tamamen denetlenemezler.                

Yerelleşme taşra örgütlerinden yerel yönetimlere yetki devridir, ancak bu devir, taşranın yalnızca idari fonksiyon elde etmesi değildir, aynı zamanda yetki ve sorumluluğu alması demektir.  Gelişmiş ülkelerde; özerk, bağımsız, gelir toplama ve harcama yetkisine sahip ulus altı yönetimler söz konusudur. Karar alma yetkisi, merkezi ve yerel yönetimler arasında paylaşılmıştır. Bu oluşumda coğrafi bölgeler; sınırları net olarak belirlenmiş, yasal olarak açık bir biçimde tanımlanmıştır, gelir elde edebilir ve bunları harcayabilir. 

Gelişmiş ülkelerdekinin tersine Türkiye’de diğer gelişmekte olan ülkelere benzer biçimde yerelleşmeye yoğun bir talep ne yazık ki yoktur. Süreç merkezin çabalarıyla yönetilmektedir. Ancak, değişim kaçınılmazdır ve yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenmek zorundadır. Katılımın arttırılması, yerele özgüven kazandırılması, devlet çalışanlarının toplumla kaynaşması ve motivasyonu bu düzenlemeye bağlıdır. Bilgi toplumu olmanın gereği, merkeziyetçilikten kurtulmak, bürokrasiyi azaltmak, yolsuzluğu önlemek, halkın taleplerini hızlı bir şekilde yerine getirebilmek ve demokratik bir devlet yönetimi oluşturmak yerelleşmeyle mümkündür. Günümüzde yeni kamu yönetim anlayışı, örgütlenme ve iş görme tekniklerinde işletmecilik anlayışı esas alınmakta,  kamunun faaliyet alanının daraltılması için Dünya Bankası, OECD ve IMF tarafından yoğun çalışmalar yapılmaktadır. 

Ancak, Türkiye’de hem siyasal, hem de idari olarak merkez esas alınmıştır ve merkeziyetçilik anayasa ile desteklenmiştir. Anayasanın123. Maddesi, kamu yönetiminin temel ilkesini “idarenin bütünlüğü” olarak tanımlanmaktadır. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Yerel Yönetimler Kanun Tasarısı'na ret cevabını kaleme aldığı söylenen, kamu yönetim uzmanı Prof. Birgül Ayman Güler; illerin yönetimini, valilik- kaymakamlık temelinde “yetki genişliği” ne dayandırır. Güler” e göre yerel yönetimler merkezin vesayeti, “vesayet denetimi” altındadır ve devlet örgütlenmesi “hiyerarşik yönetim ve denetime dayanmaktadır. Bu model sanayi uygarlığına aittir ve “idarenin bütünlüğü" ilkesi, tekil devlet modelinde öngörülen temel bir ilkedir. Küreselleşme çağının yerelleştirme anlayışı ise; merkeziyetçilik ilkesi yerine, ademi merkeziyetçilik ilkesini öne çıkartır. Bu örgütlenme biçiminde, bazı ülkelerde mikro milliyetçi ve dinsel-mezhep tabanlı örgütlenmelerin yaygınlaşma olasılığı vardır. Üst ulusal kimliklerde birleşmiş çeşitli toplulukların bu kimlikleri reddetme eğilimi, ulus-devlet yapısını tehdit etme potansiyeline sahiptir. 

Diğer yandan, küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerden hizmet alanlar artık “yurttaş” olarak değil “müşteri” olarak ifade edilmektedir. Bu radikal bir değişikliktir. Artık yerel hizmetler, kamu hizmetleri olmaktan çıkartılıp piyasa ahlakı içinde ele alınmaktadır. Yurttaş ile yerel yönetimler arasındaki ilişki, ulusal ya da yerel kimliği olmayan nötr bir kimlikle ifade edilmektedir. Bu özelliğin, yerel meclislerin yapısını, yerel yönetimlerin istihdam tarzlarını, yerel yönetim maliyesini, kısaca tüm yerel yönetim sistemini değiştireceği kesindir. Yurttaş kavramından müşteri kavramına geçiş küreselleşme sürecinin en karakteristik özelliklerinden biridir. Yerel hizmetler, hizmetten yararlananların karşılığını ödemeleri ilkesini esas alır. Bu ilke, yerel hizmetlerin küresel piyasalara doğrudan açılması ile de uyumlu bir gelişmedir. “ Hizmetin Bedelini Öde”  ilkesi; bireylerin kamu hizmetlerine duyarsızlıklarını önleme, yönetimden hesap sorma tavrı geliştirmelerini sağlama açısından önemlidir. Buna karşın, Türkiye'de yerel yönetimler, ortak toplumsal yaşamı asgari koşullarda sürdürülebilir kılmayı hedefler, sosyal refahı düzeyini yükseltmek gibi bir kaygıları yoktur. Sundukları hizmetler, genel toplumsal sağlık ve günlük yaşamın asgari şartlarını karşılayan hizmetlerdir. Bunların fiyatlandırılma çabası, bir zorlama olarak algılanabilir ve yerel ortak yaşamın asgari şartlarının yerine getirilememesi anlamına gelebilir. Öte yandan, müşteri olarak tanımlama,  ödeme gücü olmayanlara hizmetin verilmeyeceği anlamına gelir. Türkiye’de 1960’lardan bu yana yaşanan yoğun iç göç  kentlerde önemli eşitsizlikler yaratmıştır. Kaynakların, avantajlı kesimlere yönlendirilmesi, mevcut eşitsizlikleri artırma etkisi yaratabilir. Bu iki temel nedenden ötürü, Türkiye'de yerel hizmetlerin kamusal niteliğinin korunması ve küreselleşme dönemi ile doğan ilkelerin ülke koşullarına uygun olarak tasarımlanması yaşamsal niteliktedir.

Yukarıda ifade edilen nedenlerden dolayı; yerelleşme politikaları, öncelikle merkezi yönetimlerin yeniden yapılanmasını gerekli kılmaktadır. Merkezi yönetimin, yerelleşme ile doğabilecek çeşitli sakıncaları engelleyecek ya da ortadan kaldıracak biçimde yeniden düzenlenmesi öncelikli olarak ele alınmalıdır. Diğer yandan, Dünya Ticaret Örgütü, yerel hizmetlerin tam liberalizasyona kavuşmasını istemektedir. Bunun anlamı yerel hizmetlerin özel sektöre devredilmesidir, dahası kamu kurumlarının bu devirde idare hukuku ilkelerinden yararlanmayı bırakmalarıdır. Bu süreçte yerli ve yabancı firma ayırımı yapılması söz konusu değildir ve yerel hizmet standartlarının uluslararası standartlara yükseltilmesi temel amaçtır. Böyle bir oluşumda, yerel yönetim maliyesi tümüyle değişecektir, sunulan hizmetler kamu kaynaklarına ek olarak dış kredilere dayandırılacaktır. Bir başka deyişle, yerel yönetimler ulus-devlet maliyesinin yanında, uluslararası piyasalara da bağlı olacaklardır. 

Yerel hizmetlerin en önemli bölümü alt yapı yatırımlarıdır. Monopol özelliğinden dolayı da yüksek karlar söz konusudur, dahası bu hizmetler gelişmekte olan ülkelerde yoğunlaşmıştır. Çünkü bu ülkelerde yatırımlar yetersizdir, bu nedenle de dünya şirketlerinin büyük ilgisini çekmektedir. Bu nedenle yerel yönetimlere, merkezi yönetimlerin desteği, onların küresel ölçekte şirketlerle ilişkilerinde ihtiyaç duyacakları rekabet gücünü sağlamada yaşamsal öneme sahiptir.

Read 1638 times Last modified on Pazartesi, 18 Eylül 2017 05:21