Pzt06182018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM
DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM
Haftalık Yazılar

Haftalık Yazılar (51)

08 Haz 2018
Published in Haftalık Yazılar

Türkiye’de insanların yaşamına yön veren atasözleri var. Milyonlarca insanımız kaderci bir yaşam felsefesiyle, hiçbir planlama yapmadan yaşıyor ve başına gelen sonuçlardan da kendini asla sorumlu tutmuyor. “Kervan yolda düzülür” de en çok referans alınan atasözlerimizden biri. Anlamı “Hele bir işe başlayalım, gerisi kolay, gereğini yaparız”, çok yaygın bir kullanımı var. Ancak bu süreçte öngörü yok, planlama yok, alınan “rol model” yok, başarı öykülerini sorgulamak yok, bütçe yok, iş planı yok, finansal analiz yok. Kişilerin özel yaşamlarında bu tür yaklaşımları sergilemeleri bu yazının konusu değil; söz konusu olan ülkenin yönetimi, üstelik konu ekonomi yönetimi olunca planlama kavramı yaşamsal öneme sahip oluyor.

01 Haz 2018
Published in Haftalık Yazılar

Güvenin sosyal erdem olarak refahın yaratılmasındaki rolünü analiz eden Francis Fukuyama “Güven” adlı kapsamlı kitabında, yeryüzündeki kültürleri ekonomik performansları açısından karşılaştırır. Güveni; üyelerinin ortaklaşa paylaşılan normlara dayalı, belli bir düzen, dürüstlük, işbirliği ve dayanışma içinde davrandığı toplumda ortaya çıkan beklentiler olarak tanımlar. Fukuyama, bir toplumda insanların birbirine duydukları güven derecesinin önemine işaret ederek, ekonomik refahın yaratılmasını ağırlıklı olarak sosyal sermayeye ve bir toplumun bireyleri arasındaki güven duygusunun yaygınlığına bağlar. Ünlü siyaset bilimci, toplumları “yüksek güvenli” ve “düşük güvenli” olarak ikiye ayırır ve güvene bağlı olarak sosyal sermayenin ve bunun alt kümesi olan kendiliğinden sosyalleşmenin, toplumların siyasal ve ekonomik hayatındaki yaşamsal önemini vurgular.

24 May 2018
Published in Haftalık Yazılar

Türkiye’de en çok tartışılan konuların başında demokrasi geliyor. Siyasal partilere bakarsanız hepsi demokrasiyi savunuyor, ancak bir türlü içselleştiremiyorlar, en azından kendi yönetimlerinde yaşama geçiremiyorlar. Çünkü liderler gücü ellerinde tutmayı seviyorlar, zaten toplumun geniş bir bölümü de siyaseti uzak durulması gereken bir faaliyet olarak görüyor. Dolayısıyla sandığa indirgenmiş, oy kullanmayla sınırlanmış bir demokrasi anlayışımız var ülkemizde.

20 May 2018
Published in Haftalık Yazılar

Çocuklara önce konuşmayı, sonra okumayı, yazmayı öğretiyor, ancak dinlemeyi öğretmiyoruz. Bu nedenle toplum olarak dinleme kalitemiz çok düşük. Çünkü dinlemenin iletişimdeki önemini bilmiyoruz. Dinleme olmadan da anlama olmuyor; yanlış anlamalar, kopukluklar iletişim çatışmalarını doğuruyor. Bu sürecin yarattığı şiddet günlük yaşamımızda sıradanlaşmış durumda ve hepimizi tehdit ediyor.

10 May 2018
Published in Haftalık Yazılar

Ekonomist Mahfi Eğilmez ekonomik büyüme ile iktidar partisinin oy oranları arasında doğru yönlü bir ilişki kurar ve son 8 seçimde ekonomik büyüme ile oy oranları arasındaki korelasyon katsayısını 0,82 olarak verir. Ortada bir büyüme varsa, öteki göstergelerin çoğu zaten olumludur. Türkiye 2017’de yüzde 7,4 büyüdü, 2018 ilk çeyreğinde de bu yüksek büyüme devam edeceği görüldü. Ancak ortada bu kez farklı bir durum var; yüksek büyümeye karşın işsizlik oranı ve enflasyon düşmüyor. TL değer kaybettikçe fiyatlar artıyor, cari açık yükseliyor, yüksek konut stoku olmasına karşın konut kredi faizleri azalmıyor, tersine yükseliyor.

10 May 2018
Published in Haftalık Yazılar

Ekonomist Mahfi Eğilmez ekonomik büyüme ile iktidar partisinin oy oranları arasında doğru yönlü bir ilişki kurar ve son 8 seçimde ekonomik büyüme ile oy oranları arasındaki korelasyon katsayısını 0,82 olarak verir. Ortada bir büyüme varsa, öteki göstergelerin çoğu zaten olumludur. Türkiye 2017’de yüzde 7,4 büyüdü, 2018 ilk çeyreğinde de bu yüksek büyüme devam edeceği görüldü. Ancak ortada bu kez farklı bir durum var; yüksek büyümeye karşın işsizlik oranı ve enflasyon düşmüyor. TL değer kaybettikçe fiyatlar artıyor, cari açık yükseliyor, yüksek konut stoku olmasına karşın konut kredi faizleri azalmıyor, tersine yükseliyor.

22 Nis 2018
Published in Haftalık Yazılar

İnsanın sorunları her geçen gün artıyor; yapılan siyasal, ekonomik ve örgütsel her türlü düzenlemeler sorunları çözmeye yetmiyor, tersine daha da artmasına yol açıyor. Düzenlemeler geçici olarak rahatlık sağlasa da, insanoğlunun karmaşık sorunlarını çözebilmiş değil, sadece iktidar ve otoriteyi farklı bir gruba veriyor ve zaman içinde yeni reform taleplerini yaratıyor. Tarihsel süreçte kalıcı bir çözüm bulunamadığı gibi, kargaşa ve çatışma devam ediyor. Çünkü yaşam sürecini kavramamızı sağlayacak yeni bir ahlak anlayışını, yeni bir davranış biçimini geliştirmemiz, davranışlarımızı belirleyen düşünce sistemimizi değiştirmemiz gerek. Düşünce zihinsel bir üretimdir, bu nedenle değişim için önce zihnin özgürleşmesini sağlamalıyız. Bilmeliyiz ki, öğrenmek zihnin bir işlevidir. Sağlıklı düşünme, inançlardan ve ideallerden çok, olaylardan yola çıkabilme becerisidir.

Sayfa 1 / 3