Pzt08202018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM
DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM
Haftalık Yazılar

Haftalık Yazılar (60)

16 Ağu 2018
Published in Haftalık Yazılar

Yaşamda ulaşmak istediğimiz başarı, statü, mal, mülk, şan, şöhret gibi hedefler var. Yıllarca çabalayıp bu hedefleri yakalamak ve tatmin olmak istiyoruz. Ancak yaşanan tatmin uzun süreli olmuyor ve bir süre sonra boşluğa düşüyoruz. “Aradığım bunlar değil” diyerek yeni tatmin arayışlarına giriyoruz. Aradığımız aslında “huzur”. Bu kavrama yüklenen anlamlar kişiye göre değişiyor; Ağız tadından barışa, dirlik- düzenlikten iç rahatlığına, refahtan tasasızlığa dek uzanıyor. Ancak huzur, büyük ölçüde sükûnet, sakinlik ve dinginlik demek.

09 Ağu 2018
Published in Haftalık Yazılar

Hırs duygusu insanın doğasında var, her şeyin daha fazlasını elde etmek ve tüketmek istiyor. “Hırs” sonu gelmeyen isteklere, tutkulara sahip olmak anlamına geliyor. Bu duyguya sahip kişinin hem kendisine hem de çevresine zarar vermesi kaçınılmaz. Çünkü hırs duygusu ile korku, mutsuzluk, tatminsizlik ve kıskançlık duyguları birlikte bulunuyor. Başta iktidar sahibi insanlar olmak üzere, bu duyguyu sürekli yaşayan çok sayıda insan var çevremizde. Eğitim sistemimiz de bu duygunun varlığını destekliyor. Bu nedenle, ailede, okulda, işte, siyasal ve sosyal yaşamımızda başarı için hırs duygusunun gerekli olduğu genellikle kabul görüyor.

01 Ağu 2018
Published in Haftalık Yazılar

Sorgulamak düşünmeye başlamak, yaşamı anlamlandırmak, kendi doğrularını bulmak ve ona göre yaşamak demek. Dolayısıyla merak etmeyi, araştırmayı, soru sormayı gerektirir. Kişi, ailesinin ve çevresinin dayattığı düşünceleri, inançları sorgulamadan olduğu gibi kabul ederse, kendi yaşamının kurallarını yaratamaz. Eleştirel düşünce sorgulamak için önkoşuldur.  Başkalarının doğrularıyla yaşamak istemiyorsak aykırı olmayı, yalnız kalmayı göze almak zorundayız.

25 Tem 2018
Published in Haftalık Yazılar

CHP’de seçimli olağanüstü kurultay için imza toplanıyor. Bu arada “Değişim” talebinin İnce taraftarlarının dışında, parti içinde diğer kesimlerden de geldiği dikkati çekiyor. 24 Haziran seçiminin hemen sonrasında Kılıçdaroğlu bu değişim talebini görerek olağanüstü kurultay kararı alması en doğru yoldu, ancak istemedi. Şimdi yerel seçim öncesinde tarafların birbirinden farklı açıklamalarıyla CHP bir kez daha kamuoyunun gündeminde. Herkes “değişim” talebini savunuyor, ancak bu değişimin ne olduğu ve genel başkanı değiştirmenin dışında ne anlama geldiğini henüz bilmiyoruz.

18 Tem 2018
Published in Haftalık Yazılar

T24’ de Hasan Aksay’ın yaşam alanlarımızda “kalite” kavramını sorguladığı ilginç bir yazısı çıktı. Aksay Türkiye’de genel olarak kalitenin dert edilen bir konu olmadığını vurguluyor ve bakkallıktan, müteahhitliğe, memurluktan gazeteciliğe kadar bütün meslekleri hizmet kalitesi açısından ele alıyor. Mal ve hizmet üretiminde “Profesyonellik”, “Mesleki Ahlak”, Müşteri Hakları” gibi ölçütleri önemseyen insan sayısının çok az olduğunu, faaliyet ne olursa olsun ana hedefin kazanmak olduğunu ileri sürüyor. Faaliyetin kalitesi doğal olarak geri planda kalınca, kalitesizlik her alanda karşımıza çıkıyor ve sıradan hale geliyor.

09 Tem 2018
Published in Haftalık Yazılar

Küreselleşme süreci yerelleşme eğilimlerini güçlendirdi, geleneksel yönetim anlayışlarını değiştirdi. Bu gelişmelerin sonucu olarak, Türkiye’nin de yönetim anlayışının uluslararası yapılanmaya dönüşmesi artık kaçınılmaz bir zorunluluk. Merkeziyetçi yönetim yerini, güçlü yerel yönetimlere bırakarak temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye geçişi sağlaması gerek. Halkımızın demokratik kültürü geliştirmesi, içselleştirmesi ve yaşamın her alanında sergileyebilmesi buna bağlı.

04 Tem 2018
Published in Haftalık Yazılar

Seçimlerden sonra muhalif kesimde umutsuzluğun, yılgınlığın yükseldiği bir sürece girdik. Hoşnutsuzluk tavan yapmış durumda, negatif enerji salınımı yüksek. Her türlü çabanın boşuna olduğuna dair bir kanaat var kitlelerce paylaşılan. “konuşma, yazma çabası faydasız”, “değişim beklentisi anlamsız” türünden yakınmaları günlük yaşamda ve özellikle sosyal medyada sıklıkla duyuyoruz. Toplumun neredeyse yarısında var olan “her şey boşuna duygusu” dalga, dalga yükseliyor. Havada çaresizlik var, çaresizliğin yarattığı öfke var, nefret var. Ancak bu duyguların varlığı hepimizin yaşam kalitesini etkiliyor, dahası aynı toplumda yaşadığımızdan bu negatif enerjiler bütün topluma yayılıyor. Çünkü insan organizması elektromanyetik frekanslar yayar, hücreler, dokular, organların hepsinin farklı frekansları vardır. Hasta ve sağlıklı insanların frekansları birbirinden farklıdır. Kişinin olumsuz duygu ve düşünceleri sadece vücudun kendi içindeki iletişimi bozup kişiyi hasta etmekle kalmaz, etkileşimde olduğu insanları da olumsuz etkiler.

Sayfa 1 / 3