Pzt08202018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM GENÇLER NE İSTİYOR?

GENÇLER NE İSTİYOR? Featured

Written by 

British Council dünya genelinde yürüttüğü, 18- 30 yaş aralığındaki gençlerin sesini duyurmaya yönelik “Next Generation” araştırmasını Türkiye’de de tamamladı ve rapor olarak geçtiğimiz günlerde yayımladı. Araştırma her kesimden, her yöreden gençlerin gündelik yaşamları ve bağlantıları, kendi geleceklerine dair tasarımları ve yatırımları ile kimlik, siyaset ve katılıma yönelik tavırları üzerinde yoğunlaşıyor.

80 milyonluk Türkiye nüfusunun yarısı 30 yaşın altında. Farklı toplumsal kesimlerden gençlerin benzer yaşam tercihleri dikkat çekiyor; çoğunluğu sosyalleşmelerini en yakın çevreleriyle yapıyorlar, TV izliyorlar, ancak boş zamanlarını değerlendirmeleri anne-babalarından çok farklı. Etkileşimlerini daha çok internet ve sosyal medya üzerinden yapıyorlar, dünyadaki gelişmeleri oradan izliyorlar. Diziler, filmleri de internet üzerinden izliyorlar. TV izlemek daha çok aile ile birlikte zaman geçirmenin tek yolu. Gençlerin yüzde 97’si sosyal medya uygulamaları üzerinden sohbet ediyorlar. Platformların kullanımları; İnstegram yüzde 29, WhatsApp yüzde 27, Facebook yüzde 26. Gençlerin yarısı bu amaçla günde en az 2 saat zaman harcıyorlar. İnstegram gençler arasında en çok kullanılan platform. Çünkü siyaseti ve toplumsal sorunları etkileşimlerinin dışında tutmak istiyorlar. Ancak sosyal medyaya ilgileri tümüyle yüzeysel değil; özellikle gelecek planlarıyla ilgili hesapları takip ediyorlar. Sosyal medya kuşaklararası farkı da görünür kılıyor. Gençler sosyal medya ile etkileşimleri sonucu; kullandıkları bozuk dil ve argodan, bilgiye ulaşma ve kullanma yollarına kadar ailelerinden çok farklılaşıyorlar. Kendilerini daha açık, özgüvenli, deneyimli ve bilgili hissediyorlar. Bilgi teknolojilerine dair yüksek becerileri onların hiyerarşiye meydan okumalarına yol açan bir potansiyeli de yaratıyor.

 

Türkiye’deki gençlerinin ev, aile, ülke ve bölgeye bağları güçlü; bu bağlar onlara destek ve güvenlik sunuyor. Ancak, gençler eş zamanlı olarak bu bağlardan bağımsızlaşma ihtiyacı da duyuyorlar. Bu amaçla denge kurma çabaları onları gerilim içinde tutuyor. Sosyoekonomik şartlar bu dengeleme sürecinde çok etkili. Çalışmayan, eğitim ya da öğretim görmeyen gençlerin yüzde 26’sı sabit yapılarla daha uyumular. Evli olmayan, ailesinden uzakta yaşayanlar bireyselliklerine daha fazla önem veriyorlar. Çalışan bekar gençlerin yüzde 73’ü ise aileleriyle yaşıyorlar. Gençlerin aile ile olan ilişkilerinin çok merkezi bir önemi var; bu ise onların bağımsız yetişkinliğe geçişlerini zorlaştırıyor. Gençler gelecekleri konusunda oldukça iyimserler, ancak Türkiye’nin gelecekteki koşulları söz konusu olduğunda daha az iyimserler.

Gençler bireysel olarak etnik, kültürel ve dinsel kimliklerine bağlılar, çoğunun çeşitlilik gösteren sosyal çevreleri var. Yeni insanlarla tanışmak, farklı kimliklere sahip kişilerle iyi ilişkiler kurmak istiyorlar. Bununla birlikte, Suriyeli mülteciler, Müslüman olmayanlar ve gey, biseksüel ve tarnsseksüel (LGBT) bireylere önyargılılar ve uzak duruyorlar. Farklılıklara önceki kuşağa oranla daha açık da dursalar Türkiye’nin etnik ve kültürel çeşitliliğini kabul etmeleri bugün için kolay görünmüyor. İlk seçenek olarak çatışmaya girmekten kaçınıyorlar. Bunu göstergesi siyaset konuşmamak oluyor. Sosyalleşmeyi diğer alanlarda konuşarak gerçekleştiriyorlar. Bu nedenle gençlerin siyasete katılımı sadece yüzde 4,8.  Türkiye’de gençler hoşlarına gitmeyen bir olay ya da durumla karşılaştıklarında bunu geleneksel ifade yollarını kullanmak yerine sosyal medyayı tercih ediyorlar. Gençler taleplerini aşağıdaki başlıklarla özetleyebiliriz;

  • Eğitimin kalitesi düşük, bu nedenle küresel düzeyde yetersiziz
  • Aile ve sosyal çevrelerinin dışında sosyal desteğe ihtiyacımız var
  • Sivil Toplum Kuruluşları siyasal partilerle birlikte çalışmalı, toplumdaki gençlerle ilgili basmakalıp yargıları değiştirmeli
  •  Bağımsız gençliğin toplum için bir tehdit değil, kazanç olduğu anlaşılmalı
  •  Politika belirleyicilere ve siyasete mesafeliyiz. Çünkü fikirlerimizin pek bir fark yaratmayacağını hissediyoruz. Geleneksel siyaset yerine yeni katılım biçimleri araştırılmalı
  • Erkek ve kız çocuklarına yönelik olumsuz cinsiyet kalıpları terkedilmeli ve cinsiyete duyarlı anlayış oluşturulacak politikaların merkezinde yer almalı

 

Rapordan gençlerimizin küreselleşen dünyanın ihtiyaçlarının farkında olduklarını anlıyoruz. İngilizce dilinde yeterli olmanın önemini biliyorlar. Uluslararası etkileşime ihtiyaç duyuyorlar. Kendilerini geliştirmek, ufuklarını genişletmek istiyorlar. Gençlikte büyük bir enerji var, hızla karar alabilme gücü var, dahası hedeflerine ulaşmak için gerekli adımları atabilecek cesaretleri var.

Siyasal partiler bugünkü yaklaşımlarıyla günümüz gençliğini yönetemeyeceğini, yönlendiremeyeceğini ve onlar istemedikçe katılımlarını sağlayamayacağını bilmelidir. Bu nitelikteki gençleri, geçmişte olduğu gibi hamasi söylemlerle ve tali organizasyonlarda yer vererek kazanamazsınız. Onları, onlar adına, onlara rağmen temsil edemezsiniz. Unutmamalıyız ki, bu gençlik bilgi işlem teknolojilerini bizden çok daha iyi kullanıyorlar ve gerçekleştirdikleri küresel ölçekteki iletişim/etkileşim kalitesi ile bize, yani önceki kuşağa fark atıyorlar. Daha bilgililer, dünyayı daha iyi tanıyorlar, dahası gelişmiş ülkelerdeki gençlerin yaşam kalitelerini kendilerininkiyle karşılaştırabiliyorlar. Ayrıca, bu gençler otorite ile çatışmayı düşünmüyorlar ve uzlaşma arayışı içindeler; daha fazla bilgiye ulaşmak, uluslararası rekabet gücü kazanmak ve daha iyi bir yaşam sürmek istiyorlar. Onlarla ilgili karar süreçlerinde katılımlarını sağlamak ve taleplerini önyargısız dinlemek zorundayız, Yeni ekonominin ihtiyaç duyduğu katma değeri yüksek emeği yaratacak olan bu gençlerdir.  Sorumluluk salt iktidarın değil, Türkiye’yi yönetmek iddiasında bulunan bütün siyasal partilerindir.

Kaynak:

 

 https://www.britishcouncil.org.tr

Last modified on Salı, 26 Aralık 2017 12:31
Rate this item
(2 votes)