Pzt08202018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM BAŞKA BİR ÜLKEDE HAYAT KURMAK

BAŞKA BİR ÜLKEDE HAYAT KURMAK Featured

Written by 

Dışişleri Bakanlığı verilerinden 5,5 milyon Türkiye vatandaşının yurt dışında olduğunu, bunların 4,6 milyonunun ise Batı Avrupa ülkelerinde yaşadığını anlıyoruz. 2017’de Türkiye’den ayrılan vatandaş sayısı ile ilgili bilgi yok. Ancak Almanya Göç ve Mülteciler Dairesi Haziran 2016 itibarıyla Türkiye’den yapılan iltica başvurularının bir önceki yılın tamamına ulaştığını açıklıyor. Bu veri 2016 Haziran ayına kadar olan dönemi kapsıyor ve 15 Temmuz darbe girişiminin siyasal sonuçları bu rakamlara henüz yansımamış durumda. Dolayısıyla darbe sonrasında bir kesimin Türkiye’yi terk etme girişimlerinin arttığını söylemek yanlış olmaz.

 

Gitme isteğini yaratan sadece son yılda yaşadığımız bombalı saldırılar, FETÖ terör örgütünün darbe girişimi, toplumsal yaşamın her alanında görülen bireysel şiddet değil. Metropollere yığılan nüfus, trafik, ses ve görüntü kirliliği, birlikte yaşama kurallarının ihlali, herkesin kendi adaletini arama gayreti, hunharca işlenen cinayetler, dağıtılmayan adalet de gitme kararını tetikleyen nedenler arasında. Bunların dışında ekonomik kaygılar var ki, göçün her zaman geçerliliğini koruyan başlıca nedeni. 

Gidenlerin hepsi gelişmiş Batı Avrupa ülkelerine gitmiyorlar. Özellikle Balkan ülkeleri gerek yakınlığı, gerekse AB üyesi olmaları ve oturma izni konusunda gelişmiş Avrupa ülkelerine göre kolaylığı nedeniyle Türkiye vatandaşları tarafından tercih ediliyor. Bu arada gidenler sadece işsizler değil, şirket sahibi iş adamları da yıllarca emeği ile kurduğu şirketini yurt dışına taşıma zorunluluğu hissediyor. Bunu hem şirket çalışanlarının motivasyonunu korumak, hem de Türkiye’nin ekonomik görünümünün giderek daha karamsar hale geldiğini düşündükleri için yapıyorlar. Özellikle yaratıcı bir alanda faaliyet gösteren şirket sahipleri bütün çalışanlarını Avrupa istihdamına kaptırmak istemedikleri için, şirketlerini Avrupa’ya taşımak gayreti içindeler. ABD’de de durum farklı değil; 20 yıldır ABD’de Türkiye vatandaşlarına hukuki destek veren Av. Nurhayat Kınay Türkiye’den göçün son bir yılda ciddi şekilde arttığını söylüyor.

İnsan neden doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek ister? Siyaset ve sosyolojinin insan psikolojisine yaptığı etki çok büyük.  Konu ile ilgili çalışmalar yapan Pskiyatrist, Yazar Dr. Cemal Dindar “Hak ettiğimiz hayatın, koşulların bu ülkede değil, başka bir yerde olduğuna dair kabulün” her zaman geçerli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Burada yeni olan sınıfsal kaymanın oluşu. Yoksullar, köylüler şehre gelirken bir de Almanya ihtimali vardı. Şimdi okumuş yazmış ve seküler bir zihinle büyümüş, o zihinle hayatı kurmaya çalışanlar, bu coğrafyada daha sıkışık hissediyorlar. Bu ülkede yaşanmaz diyerek gitme düşlerine kapılmak tekinsizliğin ortaya çıktığı dönemlerde artıyor. 7 Haziran 2015 seçimleri sonrasında toplum olarak maruz kalınan katliamlar, şehirlerin meydanlarını, caddelerini tekinsiz mekanlar haline getirdi. Giden, gidemeyen, Türkiye’ye dönmek isteyip vazgeçen, gitmenin yollarını arayan veya aklı hep girmekte olup cesaret edemeyenler her geçen gün daha görünür oluyorlar.”

Diğer taraftan gençler yanlış eğitim ve sınav sisteminin sonucunda doğru bir üniversite tercihi yapamıyorlar, üniversite son sınıfına geldiği halde ne işte çalışacağına karar verememiş durumdalar. Ne yapacaklarını bilemiyorlar, ancak bir an önce başarı, zenginlik istiyorlar. Çareyi yurt dışında aramak isteyenlerin oranı yüzde 49 ile gençliğin neredeyse yarısını oluşturuyor. İlginç olan pek çok anne baba da çocuğunun ülkesinde kalmasını istemiyor. Bir fırsat yaratarak “kendini kurtarma” çabalarına destek veriyorlar.

Düşünmemiz gereken; önemli bir oranda vatandaşlarımızın, özgürce yaşayacağı medeni bir dünyada hayat kurmak, çocuklarını güven ortamında büyütmek istemeleri. Yurt dışında yaşamak kolay değil, kurulacak hayat terk ettiğin ülkenden çok mu farklı olacak? Öncelikle gittiğiniz yerde yabancısınız yani öteki. Dilinizle, kültürünüzle, coğrafyanızla, ulusal duygularınızla, geleneklerinizle kısaca her alandaki değer yargılarınızla çok farklısınız. Gittiğiniz ülke ne denli gelişmiş olursa olsun, bireyselliğinizi özgürce sergileseniz de ikinci sınıfsınız. O ülkenin asli unsuru değilsiniz. Irkçılık yasak da olsa ayrımcılığı her an hissetmemeniz kaçınılmaz. Bu nedenle ilk kuşak göçmenler “kayıp kuşak” olarak adlandırılıyor. Bu duygulardan uzaklaşmak için ancak ikinci hatta üçüncü kuşak mensubu olmanız gerek. O zaman da kendi kültürünüzden uzaklaşıyorsunuz, bu ise asimile olmanız demek. Kısaca o aşamada özünüzden kopuyorsunuz bir başkası oluyorsunuz.

 

Yurt dışında Türkler eğitim ve gelir düzeyi ne olursa olsun bu nedenle birbirlerini buluyor ve dayanışma içinde oluyorlar. Türkiye’de doğan, büyüyen, eğitim gören, bu ülkenin değerlerini almış insanlar için geçerli bu söylediklerim. Ortak dil, ortak tarih, ortak kültür yaşamın olmazsa olmazı. Bu dünyadaki tüm uluslar için geçerli. Hiç kimse zorunlu olmadıkça doğup, büyüdüğü, kültürünü temsil ettiği ülkesini terk etmek istemez. Çünkü koşullarınız ne denli iyi olursa olsun hep “yalnızlık” çekersiniz. Çünkü ait olduğunuz yer, gittiğiniz yer değildir.

Türkiye’de siyaset kutuplaşmayı bir an önce bitirmek zorunda. Bunun için siyasal partilerin kavga etmek yerine demokrasinin kalitesini yükseltmek konusunda işbirliği yapmaları gerek. Hoşgörü düzeyini acilen yükseltmek zorundayız. Demokrasinin öznesi bireydir. Birey, kişisel tercihleri olan insan demektir. Kollektif akılla değil, kendi aklıyla hareket eder. Dolayısıyla demokrasinin gelişmesi ancak insanların kendi iradeleriyle tercih yapabilmelerine bağlıdır. Ünlü düşünür Erich Fromm “İtaatsizlik isyan değil, uyumdan vaz geçmektir ve uygarlık itaatsizlikle başlar” der. Bize sürekli neyi beğenmemiz gerektiğini empoze eden sisteme, korkuya, nefrete, hırsa, telkinlere, kamuoyuna, bireysellik yerine aynılığı koymaya, bunca varlık içinde gitmeyen gönül darlığına itaatsizlik önerir, karşısında olduğumuz şeylere nefret etmek yerine, savunduğumuz şeyleri sevmemizi söyler.

Çözüm; bu ülkede farklılıklarımıza rağmen birbirimize saygılı olmakta, barış içinde birlikte yaşamakta, ülke kaynaklarını verimli kullanmakta, toplum olarak zenginleşmekte ve refahı adil paylaşmakta. Bakın bakalım o zaman bu ülkeden kimse gitmek isteyecek mi?

Kaynak:

www.tuik.gov.tr  

www.bbc.com  

İtaatsizlik Üzerine, Erich Fromm

 

 

Last modified on Perşembe, 04 Ocak 2018 07:24
Rate this item
(2 votes)