Pz05272018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM EKONOMİYİ ANLAMAK

EKONOMİYİ ANLAMAK Featured

Written by 

Küresel ölçekte şoklar yaşıyoruz; Trump’In başkan olması, Rusya’ya ekonomik ambargo, Ortadoğu’da savaş, Brexit, Kuzey Kore’nin füze denemeleri 2017’de şokları yaratan başlıca olaylar. “Küresel şokların” yanında, ülkelerin kendi içlerinde yaşadıkları değişik büyüklükte “yerel şoklar” var. Sonuç olarak siyaset, dış politika, ekonomi, finans bu şoklardan etkileniyor, bozulmalar ve kayıplar oluşuyor. 

 Bu dalgalanmalardan etkilenmemek için yatırım yapanların son yıllarda geliştirdiği bir davranış var. Önceki ekonomik krizlerde işleri bozulan, para kaybeden bu insanlar; hükümet politikalarını desteklemedikleri halde, daha fazla kayıplar yaşamak istemedikleri için, beğenmedikleri hükümetin devamına destek veriyorlar,  dahası oy veriyorlar. Mahfi Eğilmez bu durumu günümüzün gözde yaklaşımları olan “davranışsal ekonomi” ve “davranışsal finans” ile açıklıyor. Çünkü ekonomi ile psikolojiyi birlikte ele alan bu yaklaşım, insanı bir matematik fonksiyonu olarak ele almıyor, bu bağlamda neoklasik teoriye karşı çıkıyor.

Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin sermaye ve para piyasalarında bu davranışın sıklıkla sergilendiğini görüyoruz. Bu süreçte iki taraf var; birincisi piyasalarda işlemleri yönetenler, diğeri bu piyasalara para yatıranlar. Doğal olarak her ikisi de para kazanmak istiyor. Kazanç beklentisi yaşamlarındaki her şeyin önüne geçmiş durumda. Ülkede bozulan insan ilişkileri, değerlerin kaybolması gibi konular gündemlerinde değil, bunlarla ilgilenmiyorlar, hatta görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar. Mahfi Eğilmez çok çarpıcı bir örnek veriyor; Örnekte “Batı” standartlarında yetişmiş, evrensel hukuku benimseyen, ülkesini seven, laik bir yaşamı savunan bu nedenle mevcut hükümeti beğenmeyen, dolayısıyla desteklemeyen bir yatırımcı, kendisiyle benzer görüşlere sahip bir yatırım danışmanını dinleyerek parasını finansal piyasalara yatırıyor. Görüşleri benzer, yetişme tarzı benzer bu kişiler bu işlerden para kazanmak istiyorlar. Eğer hesaplar tutarsa yatırılan para üzerinden hem yatırımcı, hem de yatırım danışmanı kazanacak. Bu nedenle her ikisi de mevcut hükümetin icraatlarından mutlu olmasalar da, mevcut siyasal ortamın devam etmesini istiyorlar. Çünkü siyasal ortamın bozulması, yeni hükümet arayışları istikrarı bozacak ve borsadan kurlara, faizlerden diğer gelirlere kadar her yerde kayıplara uğrayacaklar.

Yatırımcı ve yatırım danışmanı; bir taraftan desteklemedikleri, sosyal, kültürel ve hukuksal alanlarda yaşanan sorunlar nedeniyle beğenmedikleri hükümetin gitmesini isterken, diğer taraftan hükümetin gitmesi ile oluşacak boşluğun yaratacağı para kayıplarını düşündüklerinden çelişki içindeler.

Bu durum salt finansal piyasalar değil, bütün piyasalar için geçerli.  Küresel ölçekte, özellikle de gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla görülüyor. Günümüzde her ülke artık bir tüketim toplumu ve kazançların devam etmesi insanların öncelikli HEDEFİ. Bu nedenle de küresel ve yerel ölçekte yaşanan ve şok diyebileceğimiz birçok gelişmeye karşın piyasalar dirençli ve çökmüyor. Piyasaların kırılmaya karşı esneklik kazanması kuşkusuz iyi bir durum, ancak sergilenen aldırmazlığın yanılışları, eksikleri düzeltmeyi engelleyici olacağı da göz ardı edilmemeli.

Hazine 2018’de planladığı 6,5 milyar USD borçlanmanın ilk ayağında 10 yıl vadeli 2 milyar USD’lık tahvili bu ay ihraç etti. Yüzde 15’i Türkiye’deki alıcılara satılan bu tahvilin getirisi dolar bazında Yüzde 5,20. Türkiye Hazinesi yüzde 5,20 ile borçlanırken, aynı tarihte, aynı süreli tahvillerini ihraç eden ABD Hazinesi borçlanma karşılığında sadece yüzde 2,79 faiz ödedi. Bir başka deyişle biz dış piyasalardan borçlanmak için,  ABD’ye göre neredeyse iki kat fazla faiz ödüyoruz. Nedeni Türkiye’nin risk primi CDS’in yüksek oluşu.

Hazine aynı tarihlerde TL borçlanması da gerçekleştirdi. 672 günlük tahvilin bileşik faizi yüzde 13,44. Geçen yıl aynı dönemde 552 günlük tahvilin faizi yüzde 10,93 idi.

Türkiye tasarrufları yetersiz, üretmek için dış finansmana bağlımlı bir ülke. Toplam borç stoku 2017 Kasım itibarıyla kabaca 225 milyar USD. Bunun 135 milyar USD’ı TL borçlanması, 90 milyar USD ise dolar bazında borçlanma. Hem bu borçların faizini ödemek, hem de yeni borçlar bulmak zorunda.   Borçlanmanın maliyeti çok yüksek. 2017’de risk primini yükselten birçok olay vardı. FETÖ darbe girişiminin etkileri, OHAL uygulaması, referandum, Rusya ile bozulan ilişkiler, Suriye meselesi vs. Bu sorunların büyük bölümü aşıldı ancak OHAL uygulaması devam ediyor.

Sonuç olarak risklerimiz azalsa da, enflasyonu yüksek bir ülkeyiz ve yatırımcı açısından güvensiz bir ortam var Türkiye’de. Bu nedenle, Erdoğan karşı çıksa da faizlerin daha da yükselmesi kaçınılmaz. Çünkü faizler düşse kurlar yükselecek, bu ise enflasyonun daha da artması demek. Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı olduğu sürece faizi kendi iradesiyle belirleme şansı yok.

Dünyada genel olarak enflasyon düşük seyrederken Türkiye yüksek enflasyonu düşüremiyor. Enflasyonun yüksekliği son bir yılda, artan talepten değil maliyetlerdeki artışlardan kaynaklanıyor. Bu artışların temelinde kurlar var. TL’nin değer kaybetmemesi için para politikalarının sıkılaştırılması gerek. Bunun yolu ise faizleri arttırmak. Borçlanmak için Türkiye uluslararası piyasalara tahvil ihraç ediyor. Talep yaratabilmek ve faizi düşük tutmak “reyting” denilen kredi notuna ve risk primi CDS’e bağlı. Alınan kredi değerlilik notu yükseldikçe; hem daha çok tahvil ihraç edebiliyoruz, hem de vadeleri uzatabiliyor, faiz ve komisyonu düşürebiliyoruz.

İktidar partisinin seçmenden aldığı destekle iktidarını sürdürme sorunu yok. Ancak yabancı yatırımcı konuya farklı bakıyor. Türkiye’de; ifade özgürlüğü, bağımsız yargı, bağımsız merkez bankası, demokrasi, güçler ayrılığı gibi konularda eksikler görüyor. Dahası bu konuları iktidar partisinin aldığı oy kadar değerli buluyor. Bütün bunlara OHAL durumunu da eklersek, neden ABD’nin ödediği faizin neredeyse iki katını ödeyerek borçlanabildiğimizi ve yüksek enflasyonun kaçınılmaz olduğunu anlayabiliriz.

 

Kaynak:

www.hazine.gov.tr   

www.mahfiegilmez.com 

 

 

Last modified on Çarşamba, 31 Ocak 2018 10:48
Rate this item
(1 Vote)