Pzt06182018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM YÜKSEK CARİ AÇIKLA BÜYÜMEK

YÜKSEK CARİ AÇIKLA BÜYÜMEK Featured

Written by 

Türkiye 2017 yılında yurt dışından gelen paralardan tam 47,1 milyar Dolar daha fazla yurt dışına para gönderdi, yani ekonomik ifadeyle 47,1 milyar Dolar cari açık verdik. Bu rakam beklentilerin çok üzerinde; çünkü hem “Orta Vadeli Program”da yer alan tahmin, hem de Ekim 2017’de revize edilen tahmin tutmadı ve cari açık 2016’ya göre tam 14 milyar Dolar arttı.

 

Önce 2017 yılını bir önceki yıla göre karşılaştıralım:

  

  Cari Açık- Milyar $ Dış Ticaret Açığı- Milyar $
2016 33,1 40,9
2017 47,1 58,6
Fark 14 17,7

Görüldüğü gibi ihracattaki artışın, ithalattaki artışın çok altında kalması cari açığın oluşumunda başlıca neden. Cari açığın dış ticaret açığından 11,5 milyar Dolar daha az olması, hizmet gelirlerindeki artıştan kaynaklanıyor. Cari açığı ya dışarıdan borçlanarak ya da yurt içi varlıkları satarak kapatıyoruz. 2017 yılında her türlü sermaye yatırımlarının toplamı 38,9 milyar Dolar. Bu meblağ 47,1 milyar Dolar olan cari açığın finansmanı için yeterli olmadığından, Hazine rezervlerini 8,2 milyar Dolar azaltarak bu açığı kapattı.

 

  Milyar $ %
Yatırım Sermayesi 8,1 21
Portföy Yatırmları 24,3 62
Diğer Yatırımlar 6,5 17
Toplam 38,9 100



Asıl mesele doğrudan sermaye yatırımlarının, yani üretim için Türkiye’ye gelen sermayenin azalmasından kaynaklanıyor. 2017 yılında toplam yatırım sermayeleri içinde doğrudan sermaye yatırımlarının payı sadece yüzde 21. Kalan yüzde 79 ise “sıcak para” diye adlandırılan hisse senetleri, borç senetleri, mevduat ve kredilerden oluşuyor. Bu tür sermaye yatırımları hiç bir şekilde sağlıklı finansman kaynakları değil. Çünkü dolaşımdaki bu yabancı sermaye, piyasalardaki olası değişimlere hızlı bir şekilde tepki verebiliyor ve karları azaldığında ya da risk algısı yükseldiğinde ülkeyi derhal terk edebiliyor. Dahası, kalması için hiç bir yaptırım da yok.

Türkiye’nin 2017’de yüzde 7,3 büyüdüğü tahmin ediliyor ve 2016’daki yüzde 3,2’lik orana bakarsak çok yüksek. Ancak büyümenin ne denli sağlıklı olduğunu anlamak için cari açık oranlarına bakmamız gerek;

 

  BÜYÜME % CARİ AÇIK / GSYH
2016 3,2 3,8
2017 7,3 5,5

Türkiye ekonomisinin temel sorunu de açık vermeden büyüyememesi. Türkiye doğrudan yatırımları çekebilse cari açığın kapatılması sorun olmayacak, Hatırlanacağı gibi; AB ile tam üyelik müzakerelerinin yapıldığı, özellikle 2004- 2006 döneminde doğrudan yabancı sermaye yatırımları tavan yapmıştı, artık çok azalmış durumda. Ancak 2010’dan sonra Türkiye zorunlu olarak sıcak paraya yöneldi ve kırılgan bir ekonomi oluştu. Türkiye cari açığı azaltmaya kalksa büyüyemiyor, büyümeye kalksa cari açığı düşüremiyor. Çünkü Türkiye ekonomisinin yatırımları için yeterli tasarrufları yok. Tasarruflarını aşan yatırımları yapması ise, başka ülke ekonomilerinden tasarruflarını ödünç alması, yani borç almasıyla ya da sermaye çekmesiyle mümkün. Özetle, insan ihtiyaçlarını karşılayacak araç ve ürünlerin artması için ekonomik büyüme şart. Ekonomik büyüme için yatırım yapmak, yatırım yapmak içinde tasarruf gerekli. Tasarruf açığını da cari açık vererek karşılıyoruz.

Peki, cari açığı düşürebilir miyiz?

Yatırımları azaltabiliriz, bu ise büyüme hızını düşürür

Tasarrufları arttırabiliriz, bu ise faiz oranlarını arttırmak demektir

İthal ettiğimiz bir kısım malların Türkiye’de üretilmesi için teşvikleri arttırabiliriz

Türkiye’yi doğrudan sermaye çekebilmesi için “yatırım yapılabilir seviye”ye ulaştırabiliriz

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin yatırım notunun düşürülme gerekçeleri olarak siyaset ve güvenlik alanlarında yaşanan gelişmeleri gösteriyor. Fitch’e göre kamudaki tasfiyeler, olağanüstü hal, basına yönelik operasyonlar ve terör saldırıları Türkiye’nin ekonomik performansını ve kurumsal bağımsızlığını zedeledi. Fitch, 2012 yılıdna İstanbul’da kurulu tam teşekküllü bir derecelendirme kuruluşu iken, İstanbul Ofisinde artık analist bulundurmama kararı aldı, 20 Ocak’ta da Türkiye’deki ofisini kapattığını açıkladı. Ekonomist Uğur Gürses Fitch’in bu kararı almasını köşesine taşıdı ve Fitch’in ayrılma kararında, Türkiye’nin 2012’den itibaren AB değerleri ve çapasından uzaklaşmasının etkili olduğu yorumunu yaptı. Gürses’in başvurduğu birçok kaynağın, güçler ayrılığı ve hukukun üstünlüğünden uzaklaşan Türkiye fotoğrafının, İstanbul’dan “kredi notuna esas olacak analist raporu yazma” gibi ifade özgürlüğü gerektiren bir işi yapılamaz hale getirdiğini söylemesi önemli.

Merkezi İngiltere’de bulunan BlueBay portföy yönetiminin dünyaca ünlü stratejisti Timoty Ash ise Türkiye ekonomisi ile ilgili yaptığı değerlendirmede öncelikli olarak TCMB’nin bağımsızlığına dikkati çekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz oranlarının düşürülmesi için yaptığı çağrının Merkez Bankası’nın elini kolunu bağladığını, bağımsız hareket edemediğinden, gerekli para politikalarını zamanında üretemediğini söylüyor. Bu durumun Türkiye’nin enflasyonla mücadelesini ve Türk Lirası’nı dengede tutmak için harekete geçme kabiliyetini azalttığını ileri sürüyor. Yabancı yatırımcılar Türkiye’de güçler ayrılığı ve denetim mekanizmalarının güçlü olmasını, siyasetin bir an önce kutuplaşmayı sonlandırmasını istiyorlar ve güvenlik durumunun zayıflatıcı etkisinden uzaklaşılmasının önemine işaret ediyorlar.

Türkiye enerji bağımlısı bir ülke; cari açığı sürdürülemez seviyelere taşımadan büyüyebilmek için bu değerlendirmeleri dikkate almak, bunlardan faydalanmak zorundayız. Petrolümüz, doğal gazımız yok, tasarruflarımız yetersiz. İhtiyacımız olan tasarruf açığımızı kapatmak için; borçlanmak yerine yabancı yatırımcıya güven vererek, yatırımlarını Türkiye’ye çekmemiz şart. Cari açığı azaltmanın, sağlıklı büyümenin başka yolu yok.

 

Kaynak:

www.hazine.gov.tr

www.mahfiegilmez.com

www.fitchratings.com

www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-42306316

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ugur-gurses/kredi-dereceleme-kurulusu-fitch-neden-gitti-40715970

Last modified on Pazartesi, 19 Şubat 2018 07:41
Rate this item
(1 Vote)