Pzt09242018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM KİTLESEL HAREKETLERİN ANATOMİSİ

KİTLESEL HAREKETLERİN ANATOMİSİ Featured

Written by 

Çağımızın en önemli filozoflarından Eric Hoffer ünlü kitabı “Kesin İnançlılar” da kitle hareketlerinin anatomisini anlatır ve bir toplumun ilerlemesi ve kendi yararına yönetilmesi için çok özel liderlere ihtiyaç olmadığını özellikle vurgular.

Hoffer’e göre toplum kendi kendini yönetebilir, ancak insan belli dönemlerde, belli koşullarda hırsından, geriliminden dolayı aklını kullanamayabilir. İşte böyle zamanlarda ünlü bir liderin etrafında birleşme ihtiyacı duyar. Uygarlığı yaratmak aydınların değil, toplumun işidir. Bu nedene gelişmekte olan ülkelerin insanları, fanatik liderler peşinde koşmak yerine, demokratik yönetimlerle kendi kendilerini yönetebilirler. Bu sanıldığı gibi karmaşık değil, basit ve kolay bir iştir. Hoffer, gençlerin “çocukluktan adamlığa” geçiş evresinde hayatın en büyük değişimini yaşadıklarının altını çizer. Gençler bu süreçte kendi kişiliklerini bir kenara bırakarak, bir lideri takip etmek, mucizelere inanmak ve bir grubun üyesi olmak gibi davranışlar sergilerler. Bu bunalım ve eğilimler salt delikanlılıktan yetişkinliğe geçişte yaşanan bir olgu değildir; insanlar ne zaman bir dönüşüme uyum sağlamak zorunda kalsalar, aynı bunalım ve eğilimler yine ortaya çıkar.

Tarihsel süreçte yer alan dinsel hareketlerden, milliyetçi hareketlere, sosyal devrimlere kadar bütün kitle hareketlerinin birçok ortak paydası var. Taraftarların gereğinde ölümü bile göze aldıkları, ortak eyleme geçme duygularının yaşandığı hareketler bunlar. Önce kafalarda parlak bir gelecek umudu yaratılıyor ve hareket dışında kalanlar ötekileştiriliyor, dışlanıyor. Nefret ve hoşgörüsüzlük yaygınlaşıyor bu süreçlerde. Kitle hareketlerinin ortaya çıktığı ülkeler, insanların edilgenleştirildiği ülkeler. İhtiyaç duyulan motivasyon da bu kitlesel hareketlerle sağlanıyor.

Kitlesel hareketlerin ortak özellikleri; taraftarların kendilerini bir davaya adamaları, iktidar peşinde koşmaları, birleşmeleri ve nefsinden feragat etmeleri. Geçmişlerindeki hayal kırıklıkları harekete katılanların en önemli ortak paydası. Etkili bir saptırma tekniği ile, bu kişileri istenilen yönde, kolayca eğitmek mümkün. Kitle hareketlerinin hepsi bir değişiklik aracı ve bünyesinde yaşam koşullarını tümüyle değiştirme inancını barındırıyor.

Yalın bir gerçek var; insanlar kendi varlığını kendisi şekillendiremiyor, bunu kendisi dışındaki güçlerden bekliyor. Başına gelenlerin faturasını da başkalarına kesiyor. Hatta kendi niteliklerinden kaynaklanan karakterini, fiziksel yapısını, hatta sağlık durumunu çevresine bağlıyor. Bugünkü düzene sarılmasına yol açabilecek nitelikte, geleceğe duyduğu korkuları var. Bu anlaşılır bir duygu hali; ortada bir tahayyül, geleceğe ait bir umut yoksa değişiklik yapamazsınız.

Kitle hareketinin özünde kişilerin kendilerini geliştirme arzusu, yani kişisel gelişim yok. Tersine kişilerin kendinden kurtulma arzusu var. Hayal kırıklılarının yarattığı, kişisel yükselme amaçlarından uzaklaşmış, bu şansı kaçırmış insanlar onlar. Yeni bir hayat kurmanın peşindeler. Kitle hareketine katılarak; güven, umut, değer ve övünme duygusuna sahip olmaktır amaç. Bireysel değil, kolektif bir hayattır arzuladıkları. Kitle hareketleri, aktif katılımdaki kişinin benliğini tümüyle değiştirir ya da sempatizan bile olsa kişinin yaşaması için gerekli olan yukarıda belirtilen duyguları yaratır.

Diğer taraftan başarılı ve mutlu yaşayanlara bakın, onlardan değişim bekleyemezsiniz, çünkü yeniliklere çok olumlu yaklaşım sergilemezler. İnsanın kendi mükemmelliğine inancı zayıfsa, kişilik değişimi o denli kolaydır. İnsanı meşgul eden işi değerliyse, bu hareketlere ilgi göstermesi zaten söz konusu değildir. Ancak işini sevmiyorsa, anlamsız bulduğu işinden uzaklaşarak başka işlerle meşgul olabilir. Bu durum; dedikodu yapmaktan, başkalarının işleriyle meşgul olmaya, yerel, ulusal ve kimlik siyaseti yapmaya kadar uzanan bir dizi davranışı yaratabilir. Sonunda insan kendinden uzaklaşır ve başkalarıyla kıyasıya bir mücadelenin, hatta kavganın içine girer.

Kitle hareketlerinin kaygı verici bir başka boyutu, yaptığı propaganda ile “şimdiki zamanın” değerini düşürmesidir. Hareketin parçası olanlar için dünya nimetlerinden uzak kalmak, şimdiyi reddedip geleceğe yönelmek, gelecek beklentileriyle yaşamak temel amaçtır. Hareketin büyümesi ve gücü, kişinin kendisinden kurtulma isteğinin tatminine bağlıdır. Kişi aşırı derecede ihtiyaç duyduğu aidiyet ihtiyacını karşılamak için bir kitle uğruna özveride bulunmaktadır. Dolayısıyla bu bir çıkar ilişkisidir; çünkü içinde bulunduğu süreç, doğum ve ölüm arasına sıkışmış bir hayattan kurtulmanın biricik yoludur.

Sosyal yaşamdaki çelişkiler, dengeden yoksun bireysel ve grupsal ilişkiler, toplumdaki değişimler kitlesel hareketleri ortaya çıkaran başlıca faktörler. Tarihsel süreçte; ekonomik eşitsizliklerin, siyasal baskıların, ayrımcı davranışların ve adaletsizliklerin kitle hareketlerine yol açtığını görüyoruz. Köle isyanları, zulme karşı ayaklanmalar, başkaldırı ve çatışmalar, savaşlar, dinsel kökenli kitle hareketleri bunlara örnek olarak verilebilir. Sosyal yapıda, sosyal ilişkilerdeki dengesizlikler, hak ve özgürlük ihlalleri kitle hareketleri için çok elverişli ortam oluşturur. Adaletin olmadığı her toplumda yaşanan sosyal huzursuzlukların gündeme gelmesi kaçınılmazdır ve adalet arayışları kitle hareketlerine küresel ölçekte yoğunluk kazandırmıştır.

Türkiye önümüzdeki süreçte üç seçim birden yaşayacak. Kaybedenin siyasal yaşamdan silineceği bu seçimler, adeta hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak tek hedef. Ak Parti her yolu değerlendiriyor, kazanma stratejileri geliştiriyor. Muhalefet de,  Türkiye’yi yönetme iddiasındaysa, ittifak arayışına girmek zorunda. Ancak İttifaklar kamplaşmayı ve kutuplaşmayı bünyesinde barındırıyor, birlik ve beraberlik duygularını yıpratıyor. Eric Hoffer “Bir toplumda birlik ve beraberlik ruhu zayıflayınca bir kitle hareketinin doğması için elverişli bir ortam oluşur” der. Türkiye’de yaşanan çelişkiler, sosyal huzursuzluklar ve en önemlisi ekonomik sorunlar hepimizi germiş durumda. Farklılıklarımızla birlikte yaşamayı öğrenmek, kutuplaşmayı terk ederek normalleşmek zorundayız. Bu nedenle siyasal partilerin herkesin kazançlı çıkacağı, kimsenin kendini yenilmiş hissetmeyeceği çözümleri bulmaları gerek. Türkiye’deki sosyal ve siyasal sorunlara ilgi gösterenlerin, özellikle de siyaset adamlarının Eric Hoffer’e kulak vermesi ve “kitlesel hareketlerin anatomisini” öğrenmeleri gerek. Bu bilince Türkiye’nin çok ihtiyacı var.

 

Kaynak:

Eric Hoffer, Kesin İnançlılar

Last modified on Pazar, 04 Mart 2018 10:19
Rate this item
(1 Vote)