Sal10162018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM EKONOMİK BÜYÜME VE OY ORANI

EKONOMİK BÜYÜME VE OY ORANI Featured

Written by 

Ekonomist Mahfi Eğilmez ekonomik büyüme ile iktidar partisinin oy oranları arasında doğru yönlü bir ilişki kurar ve son 8 seçimde ekonomik büyüme ile oy oranları arasındaki korelasyon katsayısını 0,82 olarak verir. Ortada bir büyüme varsa, öteki göstergelerin çoğu zaten olumludur. Türkiye 2017’de yüzde 7,4 büyüdü, 2018 ilk çeyreğinde de bu yüksek büyüme devam edeceği görüldü. Ancak ortada bu kez farklı bir durum var; yüksek büyümeye karşın işsizlik oranı ve enflasyon düşmüyor. TL değer kaybettikçe fiyatlar artıyor, cari açık yükseliyor, yüksek konut stoku olmasına karşın konut kredi faizleri azalmıyor, tersine yükseliyor.

Türkiye seçim ekonomisine yeni girmedi. 2017 başından bu yana, Kredi Garanti Fonu ile krediler arttırıldı, sosyal güvenlik primleri ertelendi, vergi indirimleri yürürlüğe girdi. Piyasaların canlanması için bütçe açığını katlayan borçlanmalar sonucu ödemeler yapıldı. Taşeron firmalarında çalışan yüzbinlerce kişi devletin asli kadrolarına alındı. Bunlar enflasyonla mücadelenin terk edildiğini gösteren maliye politikaları. Enflasyonun yüksek olduğu dönemde bir ekonomi, yatırım yapmak için kendi tasarrufları olmadığından dış finansmana bağımlıysa, enflasyonun daha da artması ve cari açığın yükselmesi zaten kaçınılmazdır.

Aşağıdaki tablo son üç yılda makro ekonomik göstergelerin hep birlikte ne denli arttığını ortaya koyuyor;

Makroekonomik Gösterge

2015

2016

2017

Büyüme

6,1

3,2

7,4

Bütçe Açığı/GSYH (%)

1,0

1,1

1,5

Cari Açık/ GSYH (%)

3,8

3,8

5,5

Enflasyon Oranı (%)

8,81

8,53

11,92

İşsizlik Oranı (%)

10,3

10,9

10,9

 





 

 

Ak Parti 24 Haziran 2018’de seçim kararı aldıktan sonra kamuoyuna açıkladığı pakette bu kez vergi afları, imar afları var, emeklilere dini bayramlardan önce bin lira ikramiye verilmesi var. Bu ikramiyeler için bütçeden 24 milyar lira ek ödeme yapılması gerekiyor ve bütçe açığını 65,9 milyar liradan 89,5 milyar liraya çıkarıyor. Ak Parti ek bütçe açığının imar affı ve vergi barışından gelecek paralarla rahatlıkla kapatılacağını söylüyor. Ancak imar affı ve vergi barışından yapılacak tahsilat miktarı bilinmiyor. Bu yıl yapılacak tahsilatlarla diyelim ki 2018 sorunsuz atlatılacak; peki  2019’da ne olacak? Artık imar affı ve vergi barışı tahsilatları da olmayacak. Bu durumda 2019’u finanse etmenin tek yolu vergilerde büyük artışlar yapmak olacak.

Ak Parti seçimi kazanmak için  2017’de genişletilen maliye politikalarını arttırarak sürdürmek zorunda. Ancak bu uygulama enflasyonu arttıracağı gibi, kuru daha da fırlatacak.  Geçtiğimiz Nisan sonunda ABD 10 yıllık tahvil faizlerini yüzde 3 arttırdı, dahası bu yıl içinde faizi yüzde 4’e çıkartma beklentileri yüksek. Son olarak ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılan nükleer anlaşmadan ABD’nin çekildiğini söylemesi ve  İran’a yaptırımlar uygulayacaklarını açıklaması üzerine kurda deprem etkisi yaşandı ve  lira resmen yere çakıldı. Trump’ın açıklama sonrasında Dolar 4,34, Euro da 5,15’e dayandı.

Diğer taraftan Ortadoğu’da artan güvenlik kaygıları petrol arzında riskler yaratıyor. Uluslararası piyasalarda 2017’de 66,9 Dolar Brent petrol varil fiyatının 2018’de 72 Doları aştığını görüyoruz. Petrol fiyatlarındaki yükselmenin Türkiye gibi enerji bağımlısı bir ülkeye ne denli büyük bir yük getireceğini ve cari açığı kontrol etmenin imkânsızlığını da söyleyebiliriz.

Türkiye 1990 yılından bu yana bütçe açığı ya da cari açık vererek büyüdü. Verdiği bu açıkları da iç ve dış finansman ile kapatmaya çalıştıkça iç ve dış borçlar giderek arttı. Bu süreçte bütçe açığı ve kamu kesimi borçlanmasının yerini, cari açık ve özel kesim borçlanması aldı. Özel kesimin yatırımları ise cari açığı bırakın düşürmeyi daha da arttırdı. Cari açığın artması ise dış borçlanmanın artması demek.

Borç Çeşidi

1990

2002

2017

İç Borçlar (milyar TL)

57,2

155,2

596,6

İç Borçlar / GSYH (%)

15,3

43,2

19,2

Dış Borçlar milyar USD)

52,4

129,6

453,3

   Kamu + TCMB

41,6

86,5

136,2

   Özel Kesim

10,8

43,1

316,4

Dış Borçlar / GSYH (%)

26,1

54,8

53,3

Bütçe Açığı / GSYH (%)

2,2

11,5

1,5

Cari Açık / GSYH (%)

1,3

0,3

5,8

Yukarıdaki tablo Türkiye’nin önümüzdeki dönemde dış finansman bulmakta ne denli zorlanacağını gösteriyor. Bu nedenle Türkiye dış borçlanma ihtiyacını azaltan bir politikayı bir an önce hayata geçirmek zorunda.

Ak Parti’nin önümüzdeki seçimlerde yeniden iktidar olabilmesi için ekonominin araçlarını kullanması, bir başka deyişle maliye politikalarını genişletmesi, para politikalarına başvurması anlaşılır bir durum. Çünkü seçim ekonomisi dünyanın her yerinde uygulanıyor. Ancak Mahfi Eğilmez önemli bir uyarı yapıyor; “Bu seçim ekonomisi uygulamaları demokrasinin geliştiği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin arttığı ekonomilerde düşük düzeyde kalırken, demokrasinin fazla gelişmediği, şeffaflığın, hesap verilebilirliğin azaldığı ekonomilerde oldukça fazla yer tutuyor.”

Sonuç olarak ekonomik büyümenin iktidar partisinin oylarına geçmiş seçimlerdeki gibi yansıması bu kez zor gözüküyor. Erdoğan da bunun farkında; ittifaklar, kazanma stratejileri, yeni hamleler hep bunların göstergesi. Erdoğan’ın rakibi asla muhalefet partilerinin adayları değil, onu makroekonomik göstergeler çok zorlayacak. Erdoğan’la sıra dışı bir gönül bağına sahip Ak Parti seçmeni, zor ekonomik şatlara rağmen Erdoğan’a bir kez daha seçim kazandırabilecek mi? Birlikte göreceğiz.

 

Kaynak:

www.hazine.gov.tr    

www.tuik.gov.tr    

www.mahfiegilmez.com   

Last modified on Perşembe, 10 May 2018 11:51
Rate this item
(1 Vote)