Çrş08212019

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home DÜŞÜNDÜKLERİMİ YAZDIM HERKES YÜKSEK BEDEL ÖDEYECEK

HERKES YÜKSEK BEDEL ÖDEYECEK Featured

Written by 

IMF geçtiğimiz günlerde 2019 yılı için Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nu güncelledi. Rapora göre ekonomiler güçlü değil, işler küresel ölçekte iyi gitmiyor. Dünyanın ekonomik büyümesi yüzde 3,7’den 3,5’e düşecek. Bu koşullarda ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz artırımına devam etmesi mümkün görülmüyor,  Avrupa Merkez Bankası da (CEB)  2019‘da başlatmayı planladığı parasal sıkılaştırmayı zorunlu olarak erteleyecek.

Peki, dünya ekonomileri neden küçülüyor? Pek çok nedeni var; Öncelikle, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı daha da şiddetlenecek. ABD’nin Çin mallarına ek vergiler getirmesi durumunda, Çin ekonomisi yüzde 1,5 küçülecek. Ağırlıklı dış pazara, özellikle ABD pazarına yönelik üretim yapan Çin ekonomisi kaosa girecek ve çok büyük bir kriz yaşayacak. Böyle bir durum ekonomik soğuk savaşın başlaması demek. Geçtiğimiz hafta ABD senatosunda bütçe üzerinde uzlaşma sağlanamadı ve hükümet kapandı.  Bunun anlamı, federal hükümet faaliyetlerinin durması ve çalışanlarının zorunlu olarak izne çıkması demek. Hükümetin kapalı olduğu günlerde çalışanlara para da ödenmeyecek. Bu kararın hisse fiyatlarını düşürmesi kaçınılmaz. En son 2013 yılında 16 gün kapalı kalan hükümetin faturası tam 2 milyar Dolar olmuştu. Bu arada Trump “Meksika Duvar Projesi” için bütçeden 18 milyar Dolar kaynak istiyor. Bu meblağı sadece duvar inşası için talep ediyor. Personel eğitimi, güvenlik teknolojileri ve ulaşım yollarıyla birlikte ilk 10 yıl için talep ettiği ödenek ise tam 33 milyar Dolar. Diğer güvenlik harcamaları için talepler bu rakamın içinde değil. Önceleri Meksika’nın ödeyeceği vaat edilen duvarın faturasını ABD ödeyecek. Avrupa’da ise, İngiltere’nin Brexit kararı ciddi bir sorun olarak karşımızda. Brexit’in küresel ekonomiye ciddi zarar vereceği ve İngiltere’nin AB’den çıkması halinde 2030’a dek yüzde 7 küçüleceği tahmin ediliyor. Bunun yanında Almanya’nın otomobillere yeni benzin emisyon standardı uygulaması, İtalya’nın ülke riskinin artması sonucu ortaya çıkan finansal sıkıntılar diğer sorun alanlar. Türkiye için, tahmin edilenin üzerinde bir ekonomik daralma beklentisi var.

IMF’nin 2019 tahminlere dönersek, ülkelerin küçülme sürecine gireceği anlaşılıyor. IMF resesyon (ekonomik durgunluk) demese de, dünyada resesyon bekleyenlerin sayısı çok yüksek. World Economic Forum’un 800 CEO ile yaptığı çarpıcı bir anket var. 18 Ocak’ta yayımlanan bu ankete göre CEO’lar en önemli risk olarak resesyonu görüyorlar.  Japon, Çin ve Latin Amerika’daki CEO’lar resesyonu birinci sıraya koyarken, Euro Bölgesi CEO’ları ikinci sıraya, ABD’li ise CEO’lar üçüncü sıraya koyuyorlar. 

IMF’nin 2019 yılı raporunda Türkiye’ye ait yeni bir tahmin yok, ancak “Türkiye’nin beklenenden daha derin bir daralma yaşayacağı tahmin ediliyor” gibi bir ifade var. IMF,  Ekim 2018’deki değerlendirmesinde yüzde 0,4 büyüme öngörüyordu. Bu bağlamda, Türkiye’nin büyümesi bu oranın da altına inecek. Bazı ekonomistlerin 2019 için öngördükleri negatif büyüme tahmini ile örtüşüyor diyebiliriz. Raporda en çarpıcı tahmin, dramatik düşüşe geçen Dolar bazında GSYH rakamları;

GSYH

Milyar Dolar

2017

851

2018

714

2019

631

Bu tahmin gerçekleşirse Türkiye’nin dünya GSYH büyüklük sıralamasındaki yeri değişecek ve 17.- 18. sıradan, 20. sıraya gerileyecek. Kişi Başı Gelir miktarında da dramatik düşüşler bekleniyor;  2018’de 8.715 Dolar, 2019’da 7.615 Dolar’a inecek. Türkiye’de Kişi Başı Gelirin geçtiğimiz yıllarda 11.000 Dolar’ın üzerine çıktığını hatırlarsak; yüzde 30’un üzerindeki bir kayıpla, ciddi bir yoksullaşma sürecine girdiğimizi söyleyebiliriz.

Rapora göre cari açık 10 milyar Dolar’ın altına düşecek ve GSYH’nin yüzde 1,4’üne gerileyecek. Ancak cari açık neden azalıyor? Çünkü piyasada talep yok. Talep olmayınca sanayi üretimi düşüyor, sanayi üretimi düşünce ithalat azalıyor, ithalat azalınca cari açık azalıyor. Kısaca, üretim düşünce cari açık düşüyor. Çünkü üretimimiz ithalata bağımlı. Bunun yanında yatırımların da azalması bekleniyor; Yatırımların GSYH içindeki payı, bir önceki yıla göre yüzde 30,7’den yüzde 26,4’e gerileyecek. Bu veriler 2019 yılı için GSYH’si beklenen kaybı doğrular nitelikte.

Sonuç olarak, dünya ekonomisindeki küçülme ve resesyon beklentileri gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Çünkü yaklaşan kriz daha öncekilerden çok farklı ve yaşanacaklar aslında yeni bir dönemin doğum sancıları. Sanayi uygarlığının sonuna geldik, sanayi toplum paradigması tüm kurumlarıyla yok olma sürecine girdi. 2020’den itibaren sanayi uygarlığının bütün kurumları sorgulanmaya başlanacak, ulus devletler çok zorlanacak, kâğıt paralar tarih olacak. Yeni bir finansal yapı ortaya çıkacak. Bilgi uygarlığının üretim biçimi yeni bir sosyoloji yaratacak. Aileden yeme içme alışkanlığına, eğitimden siyasete her şey dönüşecek.

Türkiye yaklaşan krizin farkında mı? İktidarı ile muhalefeti ile ne düşünüyor? Bilmiyoruz. Siyasiler ekonomide bir yavaşlama, en fazla geçici bir durgunluktan söz ediyorlar. Ak Parti, yerel seçimlerin yapılacağı 31 Mart’a dek ekonomiyi bir şekilde idare etme çabasında.  Peki, sonrasında ne olacak? Yağış başladı, yakında sağanağa dönüşecek, sonrasında tufan var. Herkes işin ciddiyetini kavramalı risklerini olabildiğince azaltmalı. İyimser tablolar çizmenin rasyonalitesi yok. Herkesin yüksek bedel ödeyeceği yeni bir sürece girdik.

 

Kaynak:

www.mahfiegilmez.com  

https://www.youtube.com/watch?v=d0JJO3HRQPk

www.tr.sputniknews.com    

www.ekonomigazetesi.com

Last modified on Salı, 12 Şubat 2019 11:58
Rate this item
(1 Vote)