Prş04192018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home YENİDEN DÜŞÜNMEK AKP VATANDAŞI VEREM ETTİ

AKP VATANDAŞI VEREM ETTİ

Halk arasında "İnce hastalık" olarak tanımlanan verem, insan sağlığını en fazla tehdit eden hastalıklardan biri. Önlem alınmaz ise kişiyi zayıflatır, ölüme götürür. Verem Savaş Dernekleri bu nedenle çalışır, halkı verem tehlikesine karşı uyarır. Ocak ayının ilk haftası da "Veremle Savaş Haftası" olarak anılır.

 Son yıllarda yapılan mücadele sonucu verem tehlikeli bir hastalık olmaktan çıktı, ancak günlük dilimizde "Verem etmek" mecazi anlamda "Üzmenin ötesinde, kahretmek" olarak kullanılmakta. Çünkü verem halk dilinde üzüntünün yarattığı bir hastalık olarak bilinir. Üzüntünün nedenleri de, çözülemeyen sorunların yarattığı huzursuzluk, sıkıntı ve korkudur.

AKP 2002'den bu yana iktidarda, söylemine bakarsak ekonomide harikalar yaratmış durumda. Kişi başı gelir 10.800 dolar olmuş, yani dört kişilik bir aile, 2,30 TL/ Dolar kuruyla aylık 8.280 TL para kazanıyor. Bu nedenle; işçisiyle, köylüsüyle, esnafıyla, emeklisiyle halkımız  mutlu, huzurlu, gelecek kaygıları yok, borçları yok, tasarruf yapabiliyorlar,satın alma güçleri yüksek. İş bulmak, aile geçindirmek gibi sorunları yok. İyi konutlarda oturuyorlar, ısınma, giyinme, ulaşım sorunlarını çözmüşler. İki günde bir et ya da balık yiyebiliyorlar, sosyalleşmek için para harcayabiliyor, tatil yapabiliyorlar. Yine AKP' ye göre, Türkiye Demokrasisi "İleri Demokrasi" seviyesine ulaşmış. İnsanlarımız Batı standartlarında gösteri ve yürüyüşler yapabiliyor, düşüncelerini özgürce ifade edebiliyorlar, hak ve özgürlükler anayasal güvence altına alınmış, iktidarı sorgulayabiliyorlar, basın bunları özgürce yazabiliyor. "Yasama" ve "Yargı"  Yürütme'yi siyasal ve hukuksal denetime tabi kılabiliyor, yani hesap sorabiliyor. Halkımızın milletvekillerini kendileri seçebileceği, iradelerini yansıtabileceği, barajın olmadığı Seçim Kanunu, Siyasal Partiler Kanunu var. Bu listeyi toplumsal bütün dediğimiz siyasal, sosyal, ekonomik her alanda genişletebiliriz.

Şimdi bir de gerçeklere bakalım. Türkiye'nin 1923'den bu yana ortalama ekonomik büyüme oranı yüzde 5, günümüzde bu 2,8'e düşmüş durumda. AB üye ülkelerinin uyması gereken ekonomik şartları ifade eden Maastricht kriterlerine göre enflasyon yüzde 2-3 aralığında olması gerekirken bizde 9,15. Türkiye'nin bu güne dek kabul edilebilir işsizlik oranı yüzde 7-8 iken bugün 10,1. Cari Açık' ta geçmiş ortalamalara göre kabul edilebilir oran yüzde 3 iken bugün 5,6. AKP'nin başarı olarak kabul ettiği Bütçe açığı ve kamu borçlarının azalması ise özelleştirme gelirleriyle ve kamu borç yükünün özel kesime devrinden kaynaklanmakta.

Özetle AKP iktidarında bütçe dengesi dışında her alanda geriye gidiş var, sapma oranları kabul edilebilir değil. Türkiye'deki ortalama yaşam kalitesi hiç de AKP'nin ortaya koyduğu gibi değil. Sanal sayılarla kendimiz aldatmanın rasyonel bir karşılığı yok. Halkımız işsiz, yoksul, borç içinde bunalmış durumda. Giderek artan toplumsal şiddetin ve ruhsal rahatsızlıkların temelinde bu ekonomik veriler var. Bir yanda yolsuzluklar, devlet üzerinden zenginleşmeler, hoyratlıklar, savurganlıklar; diğer yanda ekmeği bulmakta, ayakta kalmakta zorlanan insanlar. Üniversiteyi bitirenler bile işsiz, hala ailelerin eline bakmak zorunda. Tam bir kaos hali var. Aileler yıkılıyor, boşanmalar, aile içi şiddet artıyor. Yürürlükteki politikalarla ruh sağlığı bozulmuş bir Türkiye var karşımızda. Gazetelere, TV'lere yansıyan her alanda toplumsal şiddet görüntüleri bunların en somut örnekleri.

Başkalarının paralarıyla borçlanarak sürdürülen ekonomik politikalar iflas etmiş durumda. Üstelik bunu destekleyen küresel finansal iklim de artık yok. Türkiye'nin dış finansman sorunu büyük. Hatırlayınız, Ali Babacan bizzat kendisi 2015'de,ulusal gelirimizin yüzde 25'ine karşı gelen 225 Milyar dolar taze parayı dışarıdan bulmak zorunda olduğumuzu söyledi. Diğer taraftan, adaletsizlikler yaşamın her alanına yayılmış durumda. Gelir dağılımında, yargıda, siyasal temsilde, kültürel hakların tanınmasında, gençlerin ve kadınların siyasete katılmasında adalet arıyor Türkiye. Hukuksuzluğun, kural tanımazlığın, keyfiliğin, kapatılan soruşturmaların bedelini hep birlikte yoksullaşarak yaşayacağız.

Yolsuzluk iddialarının sorgulanmaya değer bulunmadığı, maden ocaklarından, inşaatlara ve daha birçok alanda "Cinayet Ekonomisi" nin yol açtığı ve yüzlerce insanın ölümüne yol açan iş kazalarının kanıksandığı, siyasal olmayan cinayetlerin artık haber niteliğinden çıktığı, ölümlerin fıtrata bağlandığı, yaşamın her alanına müdahale etmeyi hakkı gören, hiçbir demokratik ülkede görülmeyecek şekilde hak ve özgürlükleri baskılayan, kendi gibi düşünmeyeni "öteki"leştiren bir siyasal anlayışın yarattığı Türkiye'ye bakarsak, halk diliyle "AKP vatandaşı verem etti" diyebiliriz sanırım.