Pzt06182018

Last updatePzt, 08 May 2017 9am

Back Buradasınız: Home ÖNCE BİREY OLMALI
Önce Birey Olmalı (2002)
Önce Birey Olmalı (2002)

Önce Birey Olmalı (2002) (9)

13 Ağu 2014

 

Kadın yeryüzünde var olduğundan önemini ortaya koymuştur. Doğanın kendisine sunduğu özellikler onun vazgeçilmez önemini, değerini ve toplumdaki yerini sağlamlaştırmıştır.

İlkel toplumlarda yeryüzünün iki cinsi olan kadın ve erkek, doğa koşullarıyla birlikte savaşmışlar, birlikte üreyerek yerkürede insan soyunu arttırmışlardır. Herkesin bildiği gibi, eski çağlarda kadın pek çok yerde kutsal bir varlık olarak algılanmış, çoğu topluluklarda ya erkeği ile ya da tek olarak yönetimin başını çekmiştir.

13 Ağu 2014

İlker YURTTAŞ: Türkiye 2001 yılını krizle geçirdi. Bugün toplumun her kesiminde ekonomik sıkıntı var. İnsanların psikolojisi bozulmuş durumda. Türkiye bu krize neden girdi? Üstelik dünyada bir kriz yokken biz bu krizi neden yaşadık ve hala yaşıyoruz?

Tuygan ÇALIKOĞLU: Gerçekten çok haklısınız. İnsanımızın sadece psikolojisi değil, tüm kimyası da bozulmuş durumda. Bu teknik ifade ile;insanın düşünme, duygulanma, değerlendirme becerilerinde azalma, insan ilişkilerinde bozulma, geleceğe ait belirsizliğin, risklerin yarattığı hayattan zevk almama durumunu anlatmak istiyorum. Türkiye ancak savaş sonrasında görülebilecek bir yoksulluğu yaşıyor. Ve bunun daha ne kadar süreceğine dair bir bilgi de yok. Siyasal iktidar hiç bir şey söylemiyor, toplumsal talepleri dikkate almıyor.

13 Ağu 2014

                                                    

İLKER YURTTAŞ: Türkiye'de herkes değişimden söz ediyor, ancak karşımızda değişmeyen bir Türkiye var. Fotoğraf böyle. Herkes değişim isterken neden değişemiyoruz?

TUYGAN ÇALIKOĞLU: Türkiye'de her alandaki sorunların temelinde "değişmeme" yi görüyoruz. Peki, Türkiye gerçekten değişimi istiyor mu? Kısmen evet. 18. yüzyılda başlıyor değişim talepleri, "Tazminat" tan bu yana "Batı"lı bir toplum ve devlet  olma çabasındayız. Ama o günden bu yana; "Değişimi ne kadar gerçekleştirdik, çağdaş toplum olduk?"  derseniz, üretim tarzında radikal bir değişimin olduğunu söyleyemeyiz. Nüfusunuz ağırlıklı olarak hala toprağa bağlı ise, insan- insan ilişkileri de ona göre şekilleniyor.

13 Ağu 2014

Yeni yüzyılda karşımızdaki birincil sorun ölçek sorunudur. Dünya nüfusu geçen yüzyıla oranla 4 kat artmış, dünya ekonomisi 17 kat büyümüştür. Bu büyüme bir yandan yaşam standartlarında hayal bile edilemeyecek gelişmelere yol açmış, diğer yandan da doğal sitemlere aklın alamayacağı zararlar vermiştir. Örneğin, su kaynakları her kıtada hızla azalmış, okyanuslardaki balık yatakları yok olma aşamasına gelmiş, aşırı otlatma nedeniyle meralar bozulmuş, kalan son tropik ormanlar da yok olmaya yüz tutmuş ve atmosferdeki karbondioksit oranı da rekor düzeye ulaşmıştır. Herhangi bir değişiklik yapılmadığı takdirde dünyamız, 65 milyon yıl önce bir meteorun çarparak dinozorları yok etmesinden bu yana meydana gelen en büyük nesil tükenmesi ile karşı karşıya gelebilir.

12 Ağu 2014

Türkiye bugün savaş sonrasının yoksulluğunu yaşıyor; üstelik dünyada savaş yokken, kriz yokken yaşıyor. Yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik, verimsizlik ve istikrarsızlık temel sorunlar olarak daha da büyüyerek karşımızda. Herkes bilmelidir ki; yaşadığımız krizin temelinde, var olan siyasal düzeni dayatan bir demokrasi anlayışı var. Bunu aşmak zorundayız. İnsan ı özgürleştirmeden, toplumu çoğulcu niteliğe kavuşturmadan ve devleti demokratikleştirmeden temel sorunları çözemeyiz.

Demokrasi; en gelişmiş, en ileri tanımıyla toplumsal ve ekonomik farklılıkları en aza indirmek, kaynakların ve servetin eşitsiz dağılımının önüne geçmeye çalışmaktır. Bu ise; insanı kulluktan çıkartmak, ona yurttaşlık bilinci vermekle mümkün. Kısaca önce birey olmalı. Bireyi yaratmadan çağdaş demokrasiyi kuramayız, çağdaş bir ülke olamayız.

Bugün ülke olarak geldiğimiz yer, yirmi beş yıl önceki koşulları ve bildiklerimizi terk edemediğimizden bulunmamız gereken yerdir.Bir başka deyişle, dönüşüme ayak uyduramama sonucu geriliyoruz. Bu nedenle, var olan siyaset anlayışlarının, yöntemlerinin terk edilmesi ve acilen yeni siyasetin, yeni siyasetçinin yaratılması lazım. Siyaset herkesin gündemine derhal girmeli. Bu nedenle, insanlarımızın önce siyaseti keşfetmeleri ve bunun kendileri için öncelikli iş olduğunu anlamaları gerekiyor. Artık siyaset, belirli insanların devletten imtiyaz kopartmak gayreti olmamalıdır. Bu nedenle herkes siyaset yapmalıdır. Çünkü siyaset bir hak arayışıdır, toplumu dönüştürmenin, değiştirmenin bir aracıdır.

Türkiye'nin bugün bilgili, birikimli, dürüst, kendini sürekli yenileyen, vizyon sahibi siyasetçiyi iş başına geçirme meselesi var. Ancak, Türkiye'de yapılan siyaset pahallı bir faali,yettir, dolayısıyla sıradan insanlarımızın kaldıramayacağı boyuttadır.Halkın temsilcilerinin parlamentoya girmesi kolay değildir. Bu nedenle; siyaset, yalnız güç sahiplerinin ya da onların temsilcilerinin özel alanı olmaktan çıkmak zorundadır.

Ayrıca yürürlükteki seçim sisteminin de bir sonucu olarak demokrasimizi temsil boyutunda yaşanan bir kriz var. Bu nedenle de siyaset herkesin gündemine derhal girmeli. Katılımcı ve çoğulcu demokrasiyi yerleştirmek zorundayız.Krizden çıkışın başka bir yolu görünmüyor.

Bu kitapta, değişik tarihlerde Boğaz FM Radyosu'nda değerli gazeteci İlker Yurttaş ile birlikte canlı olarak yaptığımız söyleşileri ve çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan bazı makalelerimle birlikte kamuoyuna sunuyorum.

Ülkeyi yönetme iddiası ile ortaya çıkan kişilerin görüşleri, siyaset anlayışları, neden siyaset yaptıkları açık bir şekilde herkes tarafından bilinmelidir ve bu bilgiler adayların tespitinde belirleyici kriterler olmalıdır diye düşünüyorum.

 

Çanakkale, Temmuz 2002

13 Ağu 2014

                                                                  

ÇAĞDAŞ ÇİZGİ: Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde en çok tartışılan konuların başında demokratikleşme geliyor. Siyasal partilere bakarsanız herkes demokrasi diyor; ancak bir türlü tartışılmaktan, dolayısıyla sorun olmaktan çıkamıyor. Sorun nerede?

TUYGAN ÇALIKOĞLU: Demokrasi tarihi; doğrudan demokrasi, temsili demokrasi, parlamenter demokrasi, rekabetçi demokrasi, katılımcı demokrasi gibi farklı demokrasi kavramlarının ortaya çıktığı bir süreç. Demokrasi insanların karar alma sürecinde yer alması, tek kelime ,ile katılım olarak anlaşılıyor. Ancak mevcut tanımların en ilerisi, demokrasiyi aynı zamanda toplumsal ve ekonomik farklılıkları asgariye indiren, kaynakların ve servetin eşitsiz dağılımının önüne geçmeye çalışan bir sistem olarak tanımlayanıdır.

13 Ağu 2014

 

İLKER YURTTAŞ: Bugün sizinle çok farklı bir alanda tartışacağız. İnsanı, insan ilişkilerini, sevgiyi, mutluluğu tartışacağız. Öncelikle sevgi deyince ne anlıyorsunuz?

TUYGAN ÇALIKOĞLU: Sevgiyi tanımlamadan önce insanı, çağımızın zorlanan insanını ele almak istiyorum. Özellikle değişen toplumsal yapıda zorlanıyor insan. Üretim süreçleri değiştikçe, üst yapı kurumları da dönüşüme uğruyor. Yani siyaset, hukuk, okul, aile her şey değişiyor, yeniden tanımlanıyor.Dolayısıyla bu değişimlere uyum göstermekte zorlanıyor insanlar ve bunu sonucu sürekli sevgisizlik ve sevgisizlikten, mutsuzluktan söz ediyorlar. Ancak şunu sormalıyız; "Acaba aradığımız sevgi mi? yoksa yalnızlığı aşmak için bir güvenlik arayışı mı?" Sevgiyi yaşamak için öncelikle bakışımızı, sevgiden ne anladığımızı sorgulamalıyız.

12 Ağu 2014

İlker YURTTAŞ: "Türkiye'de insanlar bırakınız geleceğe yatırımı, bugünün sorunlarını bile aşmakta zorlanıyor. Büyük çoğunluk yoksulluk, hatta açlık sınırında. Bunun sonucu siyaset kurumlarına inançsızlık artıyor, umutlar kayboluyor" diyorsunuz. Sizin çözümünüz ne? Ne yapmalıyız?

Tuygan ÇALIKOĞLU: Şu anda Türkiye'de insanlar geleceğe yatırım yapacak durumda değiller. Sadece fizyolojik ihtiyaçlarını yani beslenme, barınma ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. Bu çok üzüntü verici bir durum, çünkü 21.yüzyıldayız. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde başka ihtiyaçları da vardır. Bunlar eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve "üreterek bir işe yarama" diye tanımlayabileceğimiz "özgerçekleştirim". İnsanların çok büyük bir bölümünün bu ihtiyaçları karşılama olanağı yok.